TARİH VE KÜLTÜR YÖNÜYLE SİVAS İLİ

Sivas’ı tanımak,  Sivas tarihi üzerinde inceleme yapmak-araştırmak gereği duymam; Sivas’ı sevmem, Sivas’ı tanımam, Sivas’ı çok sevmemden kaynaklanmaktadır. Sivaslı olarak bunu bir vebal borcu bilirim. Bu toprak üzerinde yaşayan her Sivaslı’nın Sivas’ı çok iyi tanımasının gerekli olduğunu biliyorum. Bu topraklar üzerinde yaşadık; çocukluk, gençlik ve olgunluk çağlarımız burada geçti. Acı tatlı hatıralarımızın izleri bu şehirdedir. Bu şehrin tarihi ve geçmişi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmamız gerekmektedir.

Sivas’ın kronolojik tarihine bakıldığında, M.Ö. 1600 ve 3000 yılları arasında ilk yerleşim bölgesi olduğu görülmektedir. Birçok medeniyetlere ev başkent lik yapmış olan bu topraklar üzerinde çeşitli medeniyetlerin izlerini görürüz. Bu toprakları dedelerimiz canları pahasına korumuşlar ve bizlere emanet etmişler. Bizde,  bizden sonraki gelecek kuşaklara geliştirerek, güzelleştirerek emanet etmeliyiz. Bu topraklarda büyüdük, havasını teneffüs ettik. Bu topraklar bizim kimliğimizi oluşturdu. Sivas’ın tarihi, sosyal, coğrafi, ekonomik ve kültürel yapısı hakkında bilgiye sahip olmamız, her Sivaslı’nın gönlünden geçen bir duygu olmalıdır.
Sivas, tarihi yapısıyla 1600 yıllarından 2006 yılına kadar ismini korumuştur. Tarihsel akışı içerinde imarı ve mimari yapısıyla büyük bir şehir özelliğini muhafaza etmesiyle beraber, din ilminde, bilim ve teknoloji geliştirmesiyle birçok medreseler, tekkeler, zaviyeler, hanlar, hamamlar, konaklar yaparak tarihe damgasını vurmuştur. Birçok din bilginleri, birçok halk ozanları, şairler, sufiler, müderrisler yetiştirmiştir. Devlet ricalinde görev almış birçok Sivaslı paşalar, sadrazamlar, valiler yetiştirmiştir. Devlet görevinde bulunan ve devletin üst kademesinde komuta zincirini oluşturan Sivas devlet adamlarını günümüzde dahi görmekteyiz. Bunlar, Sivas’ın yetiştirdiği büyük şahsiyetlerdir.

Sivaslı olarak Sivas’ı tanımak, tanıtmak, çocuklarımıza anlatmak, onları bilgilendirmek görevimizdir. Dolayısıyla, gelecek nesillere örf, adet, geleneklerimizin kültür boyutunu aşılamak vazifemizdir. Bunu bir görev telakki etmeliyiz. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi bilmeliyiz. Sivas’ın geçmişteki tarihine bakıldığında, başından geçen birçok badireleri, engelleri, milliyetçi ruhu ile atlaşmış; özgüveni, çalışkanlığı, dini inancı ve milliyetçi şuuru ile başarmış.
Sivas’ı tanıtmak, Sivas’ı sevdirmek ve Sivaslı’ya Sivas’ı anlatmak için; bu güzel şehrin güzelliklerini Sivaslı’nın önüne koyduğumuz bu eserin, Sivas’ı tanımak, anlamak için yeterli olabileceğini düşünüyorum. Bu eseri okuyan her Sivaslı, kendisini de bu eserin içinde bulabilecektir. Geçmiş çağlardan günümüze gelen tarihi, istilası, savaşları, çeşitli medeniyetlerin bırakmış olduğu izleri, siyasi, kültürel yapısı, ekonomik yapısı, ticari alandaki gelişmeleri, her yönüyle araştırıp incelemek suretiyle elimizden gelen her türlü imkanı kullanarak, uzun yıllar uğraşımız olan bu eseri meydana getirdik.

Sivas’ı seven bir Sivaslı olarak, bu gibi eserleri yayınlayarak, Sivaslı’lara Sivas’ı tanıtmayı bir milli görev telakki ettik. Güzel Sivas’ımızı her yönüyle anlatabildimse, kendimi mutlu sayarım. Bu eser, benim uzun yıllar çalışmamın meyvesidir. Eserlerinden faydalandığım ve kaynak olarak gösterdiğim, Sivas’la ilgili eser yazan yazarlara ve araştırmacılara ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ayrıca “ insanı insan yeşertir” sözünden yola çıkarak, birçok eserler yazarak Sivas’ı tanıtan Sivaslı yazar hemşerilerime şükranlarımı sunarım.


Mehmet Ağaoğulları